ÖĞRENCİ DAYANIŞMASI
Öğrenci hareketinin kitlesel, kolektif ve doğrudan demokrasi temelinde örgütlenebilmesi için hangi yöntem ve araçların kullanılması gerektiği sorusu bu dönem açısından öğrenci hareketinin gündemini oluşturmaktadır. Özellikle son seçimlerden sonra AKP’nin aldığı %50 oyun ardından kendisinde hissettiği meşruiyet üzerinden girişeceği yeni anayasa süreci ile birlikte üniversitelere yönelik piyasalaştırma uygulamaları hızlanıp kapsamlı bir uygulama etrafından yürümesine karşı üniversitelinin örgütsüz ve dağınık biçimde bulunması buna karşı cephesel bir mücadele imkânını zora sokuyor. Bugün için bu yeni dönemin karakterine uygun bir öğrenci hareketini inşa etmek çok yönlü mücadelelere ve pratik-fikri yoğunlaşmaya ihtiyacı doğrulanmaktadır. Bir biçimde yürüyen faaliyetlerin Demokratik Öğrenci Hareketini ve onun örgütlülüğünü yaratma iddiasıyla koordinatif bir zemin etrafında birbirine temas etmesi, bugün açısından bulunulan somut durumdan hareketle kendini bu inşa sürecinde bir ara form-odak olarak yapılandırması gerekmektedir. Bu “birlikçi” bir öneriden ziyade kendini pratik süreç içerisinde tanımlayabilecek ve fikri derinleşmeyi açığa çıkarabilecek çabaların birikiminin Demokratik Öğrenci Hareketinin inşası hedefine yönelik değerlendirilmesi ihtiyacıdır.Üniversitenin geçirdiği yapısal dönüşüm ve üniversite ile üniversitelinin toplumsal konumlanışındaki değişim bizi içinde bulunduğumuz zemini yeniden tanımlamaya ve buna uygun yeni bir mücadele hattı-çalışma tarzı yaratmaya zorlamaktadır. Diyebiliriz ki Demokratik Öğrenci Hareketi geçmiş dönem ve bugün arasındaki gerilimli ilişki içerisinde devinmektedir. Yani bir geçiş sürecindedir. Dolayısıyla bu dönem ihtiyaç duyduğumuz yeni mücadele hattı-çalışma tarzı ve bunu oturtacağımız zeminin tanımlanmasına yönelik her türlü fikri ve pratik çabanın kolektifleştirilmesi gerekmektedir.
Çünkü bu ihtiyaç duyduğumuz ne eskinin kaba biçimiyle reddiyesinden, ne varolana dışarıdan yapılan bir gözlemcilikten ne de birbirinden kopuk gündelik işlerine boğulmuş pratikçilikten çıkacaktır. Böylesi bir ihtiyaç üzerinden şekillenen “Öğrenci Dayanışma”sı da üniversitenin tüm bileşenlerinin bir araya gelerek oluşturacağı ve geliştireceği kolektif bir yapıdır. Bu yapıyı bir koordinatif zemin diye tariflerken kendini mücadele örgütünden ziyade üniversitenin örgütlülüğünü yaratacak çabaların açığa çıkmasında bu hareketliliklerin içinde yer edinen çabaların koordinasyonundan bahsedilmektedir. Bugün üniversiteye yönelik saldırıları ve üniversitenin hâkim havasını kırabilecek tüm çalışmalar kendinden menkul biçimde değil birbiriyle dinamik ilişkileri olan bir ortak amaç etrafında yürümelidir.
HANGİ ZEMİNLERDEN, NEYİ KOORDİNE EDEREK, NASIL BİR YAPI?
Öğrenci hareketi ve üniversite mücadelesi “demokratik” sıfatını gereken iç-işleyiş tarzından değil, bu işleyiş tarzını da içererek ülkedeki ve dünyadaki genel demokrasi mücadelesiyle kurduğu bağdan alır. Yani dünyadaki genel gelişmelerin üniversiteye yansımasını ve bu gelişmelere üniversiteden doğru müdahale imkânlarını hareket noktamız olarak ele almamız önemlidir. Bugün için gündemde olan ise neo-liberal ekonomi-politikaların kamusal alana yönelen saldırıları üniversite de eğitimin metalaşması, üniversitenin ticarileşmesi-şirketleşmesidir. Buna uygun oluşan bir üniversite yapısı ve üniversitelilik hali ve hâkim ideolojik etkinin yarattığı “özne”ler üzerinden bir hareket gelişecekse üniversitelinin hak mücadelelerinden, üniversitenin sosyalliğini belirleyen alanlarda, üniversitelinin gündelik hayatından, Demokratik Öğrenci Hareketinin fikrini belirleyen ve dolaşıma sokan çabalarda ve daha birçok zeminde yer edinmeliyiz.Ancak bizim bu zeminlerde pozisyon alışımız, üniversite içerisinden öğrencinin gündelik hayatına dair örgütlenen kooperatif tarzı örgütlenmeleri, kulüp, kol faaliyetlerini adam kafalama yeri olarak değil oraların doğalarına uygun işleyişiyle açığa çıkacak üretkenliklerin niteliğine yönelik bir pozisyon alış olmalıdır.
Örneğin bugün üniversite içerisinde hâkim ideolojinin, piyasa kültürünün ve üniversite yaklaşımının yayıldığı etkinlikler olan kariyer günleri vs.nin etkisinin kırılması salt ona yönelen yıkıcı eylemlilikten değil aynı zamanda alternatifini yaratan kurucu eylemlilikten geçecektir.
Yurtlar ve ÖTK’lar meselesi üniversite yaşamına yönelik demokrasi ve hak taleplerimizin bütünü olmasa da, olmazsa olmaz bir mücadele alanıdır. Bugün ÖTK’ların anti-demokratikliğini eleştiren, onun içerisinden fiili olarak başka türlü bir işleyişin mümkünlüğünü gösterebilecek çabaları destekleyen ve bizzat örgütleyen bir pozisyon alış gerekmektedir. Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesine karşı barınma, ulaşım ve beslenme gibi alanlarda oluşan mağduriyetlere yönelik hak mücadelelerinde çoğulcu hareketler açığa çıkaran veya süren çabaları dinamikleştiren bir pozisyon alış gerekmektedir. Üniversite öğrencisinin gündelik hayattaki sorunlarından ve dönemin hakim ideolojik havasından kaynaklı oluşan öğrencinin yalnızlaşmasına, yabancılaşmasına ve bencilleşmesine karşı dayanışma pratikleri örgütleyen ve bu çabayı herkesin kılarak, dayanışmaya pragmatik bir anlam yüklemeden, onu araçsallaştırmadan, öğrencinin gündelik hayattaki duruşunu güçlendirecek, şahsiyetlileştirecek çabaların içerisinde pozisyon alışlarımız olmalıdır. Üniversite öğrencilerinin çeşitli süreçler sonucunda çoğulcu, katılımcı bir tarzla üniversitenin kendi örgütlülüğünü var etmeye yönelik çabalarının (dernek, birlik, cephesel faaliyetler vs.) içerisinde yer edinen, onu sahiplenen ve örgütleyen bir pozisyon alış olmalıdır.
Elbette ki bu örnekleri daha çok uzatabiliriz. Ancak temel bir yaklaşım olarak daha önce de belirttiğimiz Demokratik Öğrenci Hareketinin inşası sürecinde üniversite içerisindeki tüm zeminlerin birikimini ve bu zeminlerin içerisindeki özneleri organik bir ilişkiler ağı etrafında koordine etmek gerekmektedir. Biz bu zemine ”Öğrenci Dayanışması” diyoruz.
Öğrenci Dayanışması Çıkış Broşüründen Alıntıdır.




Post your comment